kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2008 Perşembe

Müdür Olmam Lâzım. Hemen!

Mâlum, çağ hız çağı. Herşey çok hızlı akıyor; bilgi, hayat, aşklar, diziler, kariyer... Kimsenin durup soluklanmaya, birazcık hız kesmeye tahammülü yok. Sabır ve sebat sözcükleri neredeyse tembellik etmek anlamında kullanılacak yakında.

Bu çağ içerisinde iş hayatına giren yeni neslin beklenti ve çalışma şekilleri de bulunduklara çağı yansıtıyor elbette. Hızlı, sabırsız, aceleci...

Herşey hemen olsun istiyorlar, çabucak. İşe alım süreci hemen sonlansın. Eğitimler kısa sürsün, mümkünse online olsun.
Yapılan işler ve iletişim internet üzerinden olsun ve fazla emek yoğun olmasın. Beklentileri büyük ama zamanları yok. Kısa yoldan zengin olma hayali gibi kısa yoldan kariyer tercih sebepleri. Bir üst basamağa geçmek için beklemeleri gereken süreyi, kendilerinin gelişimi için avantaj olarak görmek şöyle dursun haksızlığa uğradıklarını düşünüyorlar. Müdür bey ya da yönetici hanım olmak önemli onlar için. Nasılına o kadar da kafa yormuyorlar.

Deneyimli sözcüğü onlara dinazoru hatırlatıyor. Bu yüzden uzun yıllar beklemeye tahammülleri yok. Yaptıklarının kısa zamanda görülerek, değerlendirilmesini ve hemen bir sonraki 'level'a geçebilmeyi istiyorlar.
Bu nedenle hız gördükleri şirketlerde kalıyorlar, eğer biraz uzun ya da dolambaçlı bir kariyer yolu önerirseniz hemen oradan sıvışmanın yollarını arıyorlar. Talepleri ile uygulama ve sistemleri itiyorlar.

8 Temmuz 2008 Salı

İnsan Kaynakları'nda Ezber Bozmak

Son genel seçimler sonrası ‘ezber bozmak’ deyimi gündelik dilimize bile yerleşti. O kadar ki aslında mevcutta sürekli tekrarlanarak söylenegelenden farklı bir şeyler konuşmak anlamına gelen bu deyimin kendisi bir ‘ezber’ oldu. Eleştirdiği sisteme entegre oldu bir anlamda.

İnsan Kaynakları da uygulama ve literatürlerini genellikle yurtdışından alan, ezberden söylencelerin bol olduğu bir alan. Gelin beraber İK’da ezber bozmaya çalışalım. Alıştığımız, doğruluğundan şüphe etmediğimiz konulara bakalım. Ezberlerimize bakalım.

* Şirket içinden terfi eden personelin şirkete bağlılığı daha fazla olur.
* Serbest giyim çalışanların motivasyonunu artıran bir unsurdur.
* Çalışanlar eğitime katılmaya gönüllüdür.
* Büyük şirketlerde kariyer olanakları daha fazladır.
* İnsanlar severek çalışırlarsa daha başarılı olurlar.
* Unvan önemli değildir, önemli olan verimli bir şekilde çalışmaktır.
* Para değil huzur arayan çalışanlar daha fazladır.
* Ekip çalışması olmayan yerde başarı olmaz.
* İşyerinde saygı önemlidir, çalışanlar birbirlerini sevmese de saygı duymak zorundadır. Sevgi olmazsa olmaz değildir.
* Çok iş değiştirmek istikrarsızlık göstergesidir.


Sizin rastladığınız ezberler neler?

26 Haziran 2008 Perşembe

İstediğin İşi Yapma Şansı


Bir insanın yaptığı işi sevmesi ülkemiz için bir lüks. Mezuniyetiyle ilgili, hatta mezun olduğu bölüme yakın bir meslekte çalışan tanıdığımız o kadar az ki. Onu da geçtim, mesleklerimizi gerçekten isteklerimize göre mi seçiyoruz? Kimi zaman ailemiz, kimi zaman şartlar, kimi zaman tesadüfler, kimi zamansa o sene değişen sınav şartları belirliyor birçoğumuzun mesleğini.

Örneğin benim insan kaynakları ile tanışmam tamamen tesadüf eseri oldu. Ne yapmalı sorusunu sorduğum günlerde karşıma çıkan bir kişinin yardımı ile yaptığım staj dönemim açtı bu yolu. Ancak şimdi geriye dönüp baktığımda ve o tesadüf olmasaydı ne olurdu sorusunun cevabını aradığımda bunalıyorum. Evet, iyi ki o stajı yapmışım ve iyi ki insan kaynakları konusunda çalışmaya başlamışım.

Ne yapmalı sorusunu kendime Amerikalıların basit ama işe yarayan uygulamalarından biri ile cevaplamaya çalıştığım günlerdi. Okulun koridorlarında elimde bir kalem ve kâğıt vardı. Aklımda da eş, dost, akraba, hoca gibi benden hayat önce birkaç hayat basamağı çıkmış kişinin söyledikleri. Yapabileceğim meslekler listesini hazırladıktan sonra yapmak istediklerime geldi sıra. Bazılarını ayırdım. Finale gazetecilik, akademisyenlik ve insan kaynakları kaldı. Bu üç meslekten hangisi yaparsam yapayım mutlu olabileceğime karar verdim. Sonra her birinin artılarını eksilerini yazmaya başladım. İnanın çok zor oldu. En son sonunda, önümdeki iş fırsatı nedeniyle daha garanti olan, maddi olarak –en azından kısa dönemde- beni tatmin etmesi daha büyük olasılık olan insan kaynakları seçtim.

Şimdi gazetecilik namına internetin nimetlerini kullanmaya çalışıyorum. Elbette gazeteci oldum diyemem ancak hobi düzeyinde de olsa yazı yazıyorum. Yani hem sevdiğim işi yapıyor hem de sevebileceğimi düşündüğüm işlerden birini hobi olarak devam ettirebiliyorum. Şanslı sayılırım.

Çevrenize bir bakın. İstediği iş uğruna ne tür zorluklara katlanmış, hangi riskleri üstlenmiş insanlar göreceksiniz. Ben o kadar cesaretli olamadım ancak inanın o denli cesaretli insanlar var ki etrafta, onların bu tercihleri yaparken aldıkları kararları görmek, meslekleri uğruna katlandıklarını okumak / duymak bile insana güç veriyor. Cesaret, yaklaşan fırsatlar için sürekli gözü açık beklemek…

Umarım sevdiğiniz işi yapıyorsunuzdur.