Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Kartvizit


Üniversiteyi bitirip ilk işime kavuştuktan birkaç gün sonra elime gelen ‘ilk kartvizit’imi ve o an yaşadığım heyecanı unutamam. Şirketteki yaklaşık 800 kişinin sahip olduğu, tasarımı standart, sipariş prosedürü artık ezberden yapılan bu ufacık kart aslında farklı anlamlar içeriyordu. Yeni mezun birinin profesyonel yaşama ilk adımı.

Sonradan aldığım çeşitli eğitimlerde kartvizit kullanımına ilişkin tüyoları aldım, hatta kendi verdiğim satış / kişisel gelişim eğitimlerinde de üzerinde durmaya çalıştım. Kartvizit bir iş toplantısı esnasında artık ‘hijyen kuralların’ başında geliyor. Yani olduğunda çok büyük bir artı taşımıyor ancak elinizi cebinize atıp da kartımı unutmuşum ya da bitmiş diye söylediğinizde olumsuzluk imgesi olarak karşı tarafından zihninde canlanıyor.

Kartvizit karşınızdaki insana kendinizi ‘iş çerçevesinden’ tanıtmanın en kısa yoludur. Sade, kurumsal imaj ve renklerle paralellik gösteren, iletişim bilgilerinin tamamını içeren kartvizitler tercih edilmelidir. Bir görüşmeye başlarken verilmesi akılda kalıcılığı artırır.

Size verilen kartviziti de mutlaka okumalısınız. Ayrıca en sık rastlanılan konulardan biri olan kartviziti alır almaz cebe, cüzdana, ajanda arasına ya da kartlığa koymak pek doğru bir davranış değildir. Kartvizitin tüm görüşme boyunca önünüzde durması hem karşı tarafın adını hatırlamanıza yardımcı olur hem de o kişiye verdiğiniz önemi gösterir.

Özellikle kendi işini yapan kişiler için kartvizitlerinde gösterecekleri yaratıcılık önemli olabilir. Elbette içinde bulundukları sektöre, yaratmak istedikleri şirket imajına uygun olan tercihlerle...

9 Temmuz 2008 Çarşamba

Gelişim İçin İlk Şart: Açıklık ve Farkındalık

İş dünyasında teknik bilgi olmadan başarılı olmak olanaksız. Yaptığınız işi iyi yapabilmek ve bu mesleğinizde kabul görebilmek için yeterli teknik bilgiye sahip olmanız gerekli. İstenilen bölüm mezuniyetleri, tercih edilen okullar, geçmiş iş deneyimleri ve stajlar, yer alınan projeler hep bu nedenle göz önünde. İş görüşmelerinde konu edilen, “son zamanlarda hangi kitapları okudunuz” sorusu da çoğu kez bu teknik bilgiyle ilgili.

Ancak başarılı bir kariyer için, dahası başarılı bir çalışan olabilmek için, teknik bilgi kadar önemli bir konu daha var: Kendini geliştirme isteği ve bu konuda gösterilen açıklık.

Son zamanlarda insan kaynakları profesyonellerinin ve yöneticilerin adaylarda aradıkları potansiyel de bu yönde. Kişi kendisini geliştirmek için istekli mi? Bulunduğu noktanın farkında mı, kendisiyle ilgili iyi gelişime açık noktalar konusunda ne kadar bilgi sahibi. Yapılandırılan iş görüşmelerinin bir kısmı işte bu nokta üzerinde duruyor. Çünkü kişiyi teknik bilgiyle donatmak, içinde bulunduğumuz bilgi çağında çok da zor değil. Şirketlerin modüller halinde hazırladıkları eğitimler, mesleki koçluk süreçleri hep bu amaca hizmet eden başarılı uygulamalar. Ancak kişideki açıklığı yakalamak ve üstüne davranış değişikliğini koymak çok zor.

Elbette başvuru sürecinde geçip, iş görüşme masasına oturanlar da bunun farkında. Dolayısıyla istenilen cevapları ezberleyerek çıkıyorlar er meydanına. Örneğin özgeçmişinde tarihsel boşluklar olan adaylar için bu dönemi dinlenme ve kendimi geliştirme ile geçirdim demeyeni döverler bu devirde!

Ancak gerçek böyle mi? Gün içerisindeki rutin işler dağ gibi yığılmışken, zaman baskısı had safhada iken, kökleşmiş ilişkiler arasında, işlemeyen sistemlerde, BEN diliyle sabitlenmiş cümlelerde ne kadar kendimizi tartıyoruz? Gerçekten kendimizi geliştirmek adına çaba sarfediyor muyuz, yoksa sadece yöneticimize ya da bizi işe alma şansı olan kişiye ‘şirin’ gözükmek için mi böyle davranıyoruz…

Daha da başarılı olabilmek, bulunduğu noktanın ötesine geçebilmek için önce dinleyin. Sadece insanların sözlerini değil davranışlarına da bakın. Bakalım size neler söylüyorlar. Sizinle iletişimde epeyce ipucu yakalayacağınızı fark edeceksiniz. Çalışma arkadaşlarınız ya da yöneticiniz sizin gelişiminiz için satır aralarında mesajlar verirler, onlara dikkatle bakın. Hatta çalışmalarınızla ilgili geri bildirimde bulunmalarını isteyin.

‘Ahmet Bey bu işi daha kaliteli yapabilmem için sizin önerileriniz bana yol gösterici olacaktır’ cümlesinin yöneticinizi ya da çalışma arkadaşınızı ne kadar memnun edeceğini hiç düşündünüz mü?

Tarafınıza iletilen görüşlere saygıyla yaklaşın ve onları değerlendirmeye çalışın. Emin olun yarattığınız fark hemen belli olacaktır. Bu değişiklikleri başkası için değil, sadece kendiniz için yapmanız gerektiğini düşünürseniz yol almanız kolaylaşacaktır.

Zor olan bu değişiklikleri yapmadan önce söz konusu açıklığı göstermek, kendisiyle ilgili farkındalığı yakalamış olmaktır. Bu iradeyi gösterenler kendilerine yapacakları gerçek yatırımları planlama şansına da sahip olacaklardır.

26 Haziran 2008 Perşembe

Kişisel Gelişim Olanağı

Herkeste bir gelişim isteği, eğitim alma arzusu. Birçok firmada keşke biz daha fazla eğitim alsak, şirket bizi neden bu tür eğitimlere göndermiyor, XXX konusunun eğitimini almamız lazım türü serzenişler duyuyoruz. Bunlardan en çok da yöneticilerin ve insan kaynakları bölümü çalışanlarının başı ağrıyor.

Gören de bilgi toplumunun tüm gereklerini yerine getirmiş bir ulus olduğumuzu düşünecek. Ortalama okuma ilk okul 3. Kişi başına düşen kitap adedinde küme düşmemeye oynuyoruz. Ancak gel gör ki işe giren herkes bir anda bilgi canavarı oluyor. Bilgiye aç, susamış halde, kurabiye canavarının kurabiyelere saldırışı gibi biz de eğitimlere saldırmak istiyoruz. Bütçe varsa ne âlâ, peki ya yoksa. O zaman şirketler, patronlar suçlu.


Mülakatlarda da sık sık karşıma geliyor, eminim siz de fark etmişsinizdir. Önceki iş yerinizden neden ayrıldınız sorusuna; kişisel ve/veya mesleki gelişimim için yeterince fırsat verilmedi diyor birçok aday. Peki sen ne yaptın bu dönemde? Öğrenme, deneyimleme fırsatlarına ne kadar açıktın? Örneğin interneti nasıl kullandın, kitapçıların kişisel gelişim raflarında hangi kitaplar gözüne çarptı sorularına tatminkâr bir cevap almak olası olmuyor. Yöneticisini, beraber çalıştığı iş arkadaşını yeni bir şeyler öğrenmek için zorlayan çok az. Google dendi mi herkesin aklına bir şey geliyor da kaç kişi bu arama motorunu bilgiyi bulmaya yönelik kullanılıyor orası ayrı bir tartışma konusu.

İK ile ilgili mail listesinde de aynı durum mevcut. Herkes örnek CV, örnek form, uygulama, sistem talep ediyor. Biz şöyle bir şey geliştirdik, bakıp öneri getirebilir misiniz diyen çok az, hatta yok. Bilgiyi hazır olarak istiyoruz sürekli.