26 Haziran 2008 Perşembe

İstifa Etmek


İstifa etme süreci de başvuru, özgeçmişin gönderilmesi, iş görüşmesi, işe giriş işlemlerinin tamamlanması kadar doğal bir durumdur. İstifa eden kişinin bir hain olarak görülmesi kadar, istifa edenin de bunu bir öç alma durumu gibi düşünmesi de yanlıştır. İlişkiler zedelenmeden, kapılar kapatılmadan yürütülmesi gereken bir süreçtir istifa.

İş görüşmeleri esnasında, iki taraf için de gerekli olan profesyonel yaklaşım istifa sürecinde de devam ettirilmelidir. İstifa eden personel, kararını kesinleştirdikten hemen sonra çalıştığı şirketin ilgili birimini / yöneticisini / patronunu haberdar etmelidir. İstifa gerekçelerini uygun bir dille anlattığı, yasal süreçlere tabi kalarak işten ayrılma süresini belirttiği, imzalı ve tarihli istifa mektubunu da zaman geçirmeden teslim etmelidir. İstifa mektubu mümkün olduğunca kısa ve öz, pozitif bir tutum içerisinde yazılmış olmalıdır. Şirkete, bağlı bulunan yöneticilere, beraber çalışılanlara edilecek bir teşekkür istifa sonrası profesyonel ilişkiler için uygun olur.

İstifa tek taraflı bir irade beyanı olup, kabul edilmemesi gibi bir durum söz konusu olmamakla beraber, çalışanı istifadan geri döndürmek için işverenlerin / yöneticilerin kimi zaman bu uygulamaya başvurdukları bir gerçektir.

Kişi nihai kararını vermiş ise yapacak bir şey yoktur. Burada yöneticiye düşen görev, bu sürecin nasıl böyle sonlandığı, şirket, diğer çalışanlar, iş süreçleri, olanaklar konusunda ‘keşke’ yapılsaydı denilen noktaların neler olduğu tespit edilmelidir. Çalışan neden başka bir şirkette çalışmayı tercih ediyor ya da daha kötüsü evde oturmayı dahi göze alabiliyor. Elbette yöneticiye düşen bir diğer görev de geride kalan personelin bu durumdan nasıl etkileneceğini tahmin ederek aksiyon almaktır. Ekibin morali nasıl etkilenecektir, yeni iş yoğunluğu nasıl dengelenecektir? Bunlar ivedilikle ele alınarak, planlanması gereken süreçlerdir.

24 Haziran 2008 Salı

PERYÖN | Tanıtım


Bilgiler www.peryon.org.tr web sayfasından alınmıştır.


PERYÖN (Türkiye Personel Yönetimi Derneği), Türkiye’de İnsan Yönetimi anlayışının yaygınlaştırılması ve gelişimine liderlik eden ve bu konuda ülkemizde otorite olmanın yanı sıra, dünyadaki ekonomik, sosyal ve hukuksal gelişime paralel, çağdaş, etkin ve saygın sivil toplum örgütüdür. PERYÖN 1971 yılından bu yana İnsan Yönetimi ile ilgili profesyonellerin gereksinimlerine hizmet etmektedir. Türkiye'de insan yönetimi alanında kurulmuş ilk sivil toplum kuruluşu olan PERYÖN’ün, İstanbul Dernek Merkezi’ne bağlı Trakya, Güney Marmara, Ege, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri bulunmaktadır. Bugün 2500 kişiye yaklaşan üye yapısıyla, kamu ve iş dünyası ile bilgi paylaşımını sağlayacak profesyonel ilişkiler kurmakta ve insan yönetiminin gelişimi ve koordinasyonu yönünde çalışmaktadır. Tüm yöneticiler, her kademede çalışanlar, akademisyenler ve üniversite öğrencileri PERYÖN’e üye olabilmektedir.


PERYÖN kuruluşundan bu yana:


• Kişisel ve mesleki gelişim adına güncel konularda çeşitli seminerler ve paneller düzenlemekte,

• Derneğin yayın organı olan Popüler Yönetim PY Dergisi’ni 2 ayda bir yayınlayarak üyelerine göndermekte,

• Her yıl düzenlediği İnsan Yönetimi Kongreleri ile yönetim alanında gündem yaratan etkinliklere imza atmaktadır.


PERYÖN İnsan Kaynakları alanında çalışanlardan tüm yöneticilere,genel müdürlerden yönetim kurulu üyelerine, üniversite öğrencilerinden akademisyenlere ve danışmanlara kadar insan yönetimi ile ilgili tüm profesyonelleri kapsayan üye profili ile iş hayatını en geniş anlamda temsil etmektedir. Üyelerinin büyük bölümü orta ve üst düzey yöneticilerden oluşmaktadır. PERYÖN, 1979’da Venedik’te gerçekleştirilen 9. Avrupa Personel Yönetimi Kongresi’nde, Avrupa Personel Yönetimi Derneği’ne (EAPM) üye kabul edilmiştir. 1991’de EAPM kongresine ev sahipliği yaparak ve 1991-1993 döneminde EAPM Yönetim Kurulu Başkanlığını başarıyla yürütmüştür. Bünyesinde Amerika, Avrupa ve Asya-Pasifik ülkelerinin çatı örgütlerini bir araya getiren Dünya Personel Yönetimi Federasyonu’nun (WFPMA) da üyeleri arasında yer almaktadır. PERYÖN ve çalışmaları hakkında daha detaylı bilgi için;

PERYÖN Dernek Merkezi:


Adres: Atatürk Cad. NO:82/A Sıtkı Bey Plaza Kat:1 D: 9 34736 Kozyatağı/İstanbulTel: (216) 368 00 79 (PBX)Fax: (216) 368 13 19

PERYÖN Yaza Merhaba Diyor

Peryön üyelerine %30 indirim sağlanacak olan 'Yaza Merhaba' partisi 3 Temmuz Perşembe günü 19:00-21:30 saatleri arasında Galatasaray Adası'nda (Suada) yapılacak.

Özgeçmiş (CV) hazırlamaya başlarken



Türkçeye tercümesi ‘hayatın çerçevesi’ olan curriculum vitae (cv / resume / özgeçmiş ) nedir ve nasıl hazırlanmalıdır?

Bugünkü bilgi bolluğu içerisinde ve MS Office olanakları ölçüsünde bir özgeçmiş hazırlamak teknik olarak yarım saati geçmeyen bir iştir. Ancak onu binlercesi arasında farklı kılan özellikler daha önemlidir.

Özgeçmiş kişinin kendisini, çalışmak istediği firmaya kâğıt üzerindeki tanıtımıdır. Kısa hayat öyküsüdür. Bir kişi kendisini tanıtırken hangi noktaları ön plana çıkarmak istiyorsa, özgeçmişinin o detaylarına odaklanmalıdır. Ancak nasıl ki çok konuşan ve detaylarda boğulan insanları dinlemek ve sıkıcı ise gereğinden fazla detaylı özgeçmiş de o denli sıkıcı olur. Bu nedenle eğitim / iş deneyimi / alınan sertifikalar gibi konular fazlaca uzatılmadan detaylandırılmalıdır.

Ancak asıl önemlisi farklılaşmaktır. Yüzlerce, binlerce benzeri arasından ilk anda fark edilen olmak zordur. Bunun yanında başvurulan pozisyon, çalışılmak istenilen şirket, içerisinde yer alınan sektöre göre farklılaşmak da olası. Sadece birazcık gayret ve hazırcılıktan uzaklaşma isteği yeterli olacaktır. Elbette reklamcılık sektöründe metin yazarı olmak isteyen bir kişi ile bankaların müfettiş pozisyonuna aday olan bir kişinin hazırladıkları özgeçmişler, farklılaşma anlamında da birbirlerine benzeyemezler.

Bazı internet sitelerindeki hazır şablonlar üzerinden özgeçmiş hazırlamaktan kaçının. İş arama süreci sancılı ve stresli bir süreçtir. Ancak iş aramanın ilk kadımı olan özgeçmiş hazırlama sıkı yapılan bir kahvaltı gibidir. Ne kadar iyi ve doyurucu yapılırsa, ilerleyen zamanlarda başka öğünlere o denli az ihtiyaç duyulur. Bu nedenle hazırcılıktan kaçmak, biran evvel iş bulma stresinin yarattığı acelecilikten uzaklaşmak her zaman kolay olmayabilir.

Özgeçmiş hazırlamaya başlamadan önce mutlu olduğunuz, kendinize güveninizin en yüksek olduğu anları kovalayın.

Yanınıza sevdiğiniz güzel bir içecek almaya ne dersiniz? Neskafe, çay, soğuk bir kola… Atıştıracak bir şey olsa fena olmaz hani. Arka fondaki sevdiğimiz bir müziğin özgeçmiş hazırlamamıza yardımcı olabileceğini unuturuz çoğu zaman.

Eğer uygun ortam ve rahatlama sağlandıysa sonraki adımlara geçebiliriz…

Ardından açın bembeyaz bir word sayfası. İlk iş adınızı soyadınızı yazın. Unutmayın ki, duymak en fazla hoşlandığımız sözcükler ismimiz-soyismimizdir. En başa yazın adınızı. Sonra sizi ulaşmaya niyetli insanlara kolaylık olsun diye adresinizi, telefon ve e-posta adresinizi eklemeyi unutmayın.

Bundan sonrası sizin yaratıcılığınıza kalmış. Kısa bir kariyer hedefi yazmaya ne dersiniz. Ancak lütfen kopyala-yapıştır yapmadan, kendi sözcükleriniz ve düşüncelerinizle yazın. Güzel bir Türkçe kullanmaya ve imla kurallarına uymayı unutmayın.

Sonrasına hangi yoldan devam etmek istersiniz tercih sizin. İster eğitim patikasına giren, ister iş deneyimi. Nereden başlarsanız başlayın ilgi alanlarınızı ve katıldığınız eğitim programlarını da eklemeyi unutmayın. Hangi bilgileri paylaşırsanız paylaşın, kısa, net, detayda boğulmadan ve doğru bilgileri yazın. Olmak istediğiniz birinin değil, olduğunu kişinin geçmişini yansıtmayı unutmayın.

Bir özgeçmişi farklılaştırma konusunu ise daha sonra ele alacağız.

Tuzla'daki İşçi Ölümleri

İnsan Kaynakları, salt özgeçmişler ya da performans formları üzerinden işletilen, şık hanımlarla beylerin gelişmeye açık nokları belirleyeme odaklandıkları, başarılı çalışanlara verilecek ödüller için sistemlerin konuşulduğu bir alan değildir. Olmamalıdır.

Ülkemiz gibi, insan hayatının ucuz olduğu, insana verilen değerin yerlerde süründüğü birçok az gelişmiş / gelişmekte olan ülkede olduğu gibi, başka ve daha mühim konular da vardır. İşçi sağlığı ve güvenliği bu tip konuların başında gelir. Her ne kadar bu konuyla ilgili yasa ve yönetmeliklerin dahi kağıt üzerinde kaldığını bilsem de bugünkü konu daha 'hayati': Tuzla Tersanesi'ndeki işçi ölümleri.

Yazılı ve görsel medyadan takip etmişsinizdir. Tuzla tersanesinde insanlar ölüyor, nedeni niçini nasılı bilinmeden. Daha kaç tanesini öleceğini ise kestiremiyoruz bile. İnsanlar sabah evlerinden tersaneye giderken arkada kendileri için merak ve endişe ile çarpan kalpler bırakıp yola çıkıyorlar.

Bunu insan kaynakları alanında çalışan tüm insanlar tartışmalıydı oysa.

Bu ölümlere sessiz kalmayanlardan, duyarlı insanların çektikleri bir belgesel var: 4857. Evet iş yasasının ismini vermişler belgesellerine. Detayları http://4857-belgesel.blogspot.com/ web sayfasından alabilirsiniz. Tanıtıcı bir yazıyı aşağıya yapıştırıyorum.


Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi’ni kuşbakışı görür.
Mezarlığın olduğu tepeden aşağı doğru inmeye başlayın. İşte solda geniş askeriye arazisi. Yemyeşil ve insandan arındırılmış. Sonra bıçakla kesilmişçesine betonarme apartmanlar başlar. Tuzla Havzası’nda çalışan işçilerin evleri, sabah yediden itibaren “dışarıda”, tersanelerde, deri sanayide, yan sanayide çalışanlar tarafından boşaltılır. Aile evlerinin arasına, ailelerin özlemi ve yataklarla doldurulmuş bekar odaları karışır. Tepe aşağı devam edin, geminin ufacık parçalarını üreten atölyeler, E5 İçmeler Köprüsü’nün dinmeyen gürültüsü, dört yol ağzındaki hiç boşalmayan amele pazarı, banliyö treninin sesi. İçmeler İstasyonu’nu geçin, işte neredeyse Türkiye’nin bütün tersaneleriyle bezeli
Aydınlı Koyu. Kırksekiz ayrı kapıdan her gün geçen işçiler, yüz insan boyu vinçler, saçlar, onları birleştiren hız ve terdir. Tersanelerin zaman birimi yere düşen izmarit, endişesi ölüm ve geçim, umudu ve derdi, hepimizin umudu ve derdidir. Tuzla Mezarlığı, Tersaneler Bölgesi’nin kuşbakışı görür.

23 Haziran 2008 Pazartesi

KPSS Sonuçları Açıklandı

Merakla beklenen KPSS/3 yerleştirme sonuçları açıklandı. ÖSYM'nin sitesine girmeniz sınav sonuçlarını öğrenmek için yeterli:


İK Sitesi: www.yenibiris.com


Hürriyet İK sektörde bir marka. Ancak yenibiris.com ile yaptıkları iş birliğinden istedikleri sonuçları alabildiler mi bilmiyorum? Bu ortaklıkta bazı soluk renkler var sanki. İki güçlü markanın ortaklığından 1+1=2 olmadı sanki. Değer 1.5 dolaylarında dolaşıyor.

Yenibiriş yaklaşık 2 senedir satış potansiyelini artırmış durumda. Ulaştıkları firma sayısı, dolayısıyla da üye firma sayısı arttı. Bunun yanında aday sayısını da çeşitli projelerle destekleyerek artırdılar ve güncellediler. Makale konusunda insankaynaklari.com'un gerisindeler, ancak kariyer.net'in önündeler.
Ana sayfalarından köklü bir yenilik hiç fena olmaz. Daha yenilikçi olmalarında bir sakınca yok.

İK Sitesi: www.kariyer.net

Yenibiriş bu denli satış rekabetine katılmadan önce açık ara en fazla şirketi bünyesinde barındıran, özgeçmiş veritabanı en fazla üyeyi barındıran siteydi. Mecvut durumdaki pozisyonları nedir bilemiyorum.

El değiştirmesi sonrası mor rengi seçti. Ana sayfadaki renk seçeneklerinden hangi rengi seçerseniz seçin, bir dahaki açılışta gene mor çıkıyordu. Sinir bir durumdu, kaldırılmış.

Son dönemlerde satış gücü eskisine göre daha pasif sanki. Büyük firmaların olmazsa olmaz tercihi olma konumu halen geçerli.

Kullanımı üyeler açısından oldukça basit ve sade. Ancak makale vb. konularda yetersiz olduğunu söylemek lazım. Çok yüzeysel ve genel geçer konulara yer veriliyor.
Sitenin yaratıcılığın rengi olan mora hakkını verdiğini söyleyebiliriz. En yenilikçi ve öncü İK sitesi kariyer.net.

İK Sitesi: www.insankaynaklari.com


Merhaba. Birkaç başlık altında Türkçe olarak yayınlanan insan kaynakları sitelerini tanıtmak istiyorumm.

İlki jenerik isme de sahip olan, Türkiye'nin ilk İK sitesi www.insankaynaklari.com . Site ilk açıldığında Arthur Andersen İnsan Kaynakları Danışmanlığı'na bağlı olarak referans site olma misyonu ile kurulmuştu. Gerekse Andersen gerekse birleşme sonrası Ernst&Young dönemlerinde genellikle yönetici pozisyonlarında başarılı olduğu söylenebilir. Özellikle makale desteği ile rakiplerine büyük fark attığını da ekleyebiliriz.

İsmi, görünüşü, ilk oluşu gibi avantajların yanı sıra satış desteğinden uzun süre mahrum kalışı büyük bir dezavantajtı. Tam da bu sebeple istediği yere oturamayan site rakiplerinin arkasında kaldı. Son olarak milliyet bünyesinde yayın hayatına devam ediyor. Editoryal olarak gene en iyi İK sitesi. Yazar kadrosu çok zengin. Ofiste Biz isimli karikatür köşesi sektördekilerce düzenli takip edilmeyi hak ediyor. Ancak seçme&yerleştirme süreçlerinde kendisini geliştirmesi gerekiyor.

Sıcaklara Karşı Bir Öneri


Havalar sıcak, hem de çok sıcak. Öyle bir an geliyor ki ofiste, klimalı bir ortamda dahi olsanız sıcağı ensenizde hissedebiliyorsunuz. Yaz mevsiminde, bastıran bu sıcakların çalışan verimini düşürdüğü bir gerçek.

Aklıma bununla ilgili bir öneri geldi. Bilmiyorum uygulayan firmalar var mı? Akşam üstü saat 4 ve sonrası için... Dolapta soğutulmuş meyveler varsa yemekhanede yoksa merkezi bir yerde (neden toplantı odası olmasın) hazır edilse ve başarılı İK'cılar tarafından eposta ile anons edilse.

Ne dersiniz, verimi artırmaz mı?

Kravat, yazın da mı takılacak?

Kravata benim gibi her ortamda, her mekanda kıl olanlardan olabilirsiniz. Ancak gene benim gibi sektörün, yaptığınız işin ya da çalıştığınız şirketin alışalagelmişleri nedeniyle her gün kravat takma mecburiyetindeyseniz, hoşgeldiniz.

Gallup'un yaptığı bir araştırmaya göre kravat takan erkeklerin iş dünyasındaki oranı yüzde altıymış. Bizim gibi dış görünüşe meraklı, etiket delisi ve bir o kadar da karşısına güvenmekten yoksun bir millet için elbette bu oran gerçekçi olmaz. Ancak küresel ısınma, serbest cuma vb. nedenlerle de olsa kravat zorunluluğunda esnemeler olduğunu görüyoruz.

Giyim ile iş yeri disiplini arasında bir korelasyon olduğu bir gerçek. Üstelik her sektörde bu tip esnelemeler de mümkün değil. Buna karşın özellikle genç neslin çalıştığı, yaratıcılığın ve rahatlığın zorunlu olduğu sektörlerden başlayarak yayılan bir rahatlama dalgası olduğu kesin.
Sizce kravat bir zorunluluk mudur?

İnsan Kaynakları Nedir?


İnsan Kaynakları'nın Personel Yönetimi sonrası dönüşümü epeyce sancılı bir süreç olarak ortaya çıkmıştı. Halen belli büyüklükteki firmalar dışında da devam eden bir disiplin olarak yoluna devam ediyor. Sorunlar ortak, gücünü paylaşmak istemeyen patronlar, savunma refleksleri gelişen çalışanlar, daha önce kötü sistemleri ile yapılacak işlerin önüne set çekilmesine neden olan meslektaşlar...

Peki İnsan Kaynakları (İK) nedir? Uluslar arası ya da büyük ölçekli firmaların profesyonellerinin buluşup, üretimden uzak, basma kalıp bilgileri paylaştıkları zirvelerde tartışılan mıdır, yoksa bir işçinin ücret görüşmesini yapan muhasebecinin ilgi alanı mıdır? Amacı, kapsamı nedir?

İnsan kaynakları işçi (personel) ile işveren (patron) arasındaki mutluluk dengesini sağlamaya çalışan, özü insan olan, ölçümleme ve teknolojik yöntemlerden en fazla yararlanarak objektiflik ilkesini korumaya çalışan bir iş sahasıdır. Bilim değildir, teknikler bütünüdür.

Amacı ister işçi ister parton olsun mutlu insanlar yaratmaktır. Kalıpçı değildir, olamaz da. Zira uğraşısı insandır. Değişken, farklılıklar gösteren bir varlıkla uğraşan hangi disiplin kalıpçı olabilir ki? İnsan, üretim şekilleri, ekomomiler değişirken bunlarla uğraşan İnsan Kaynakları'nın değişim odaklı olması kaçınılamaz.
Sevgili İK'cılar; işimizin insan olduğunu unutmadan davranmak, sistem ve yaklaşım geliştirmek bizim ilk görevimizdir. Elindeki gücü, yönetim ve karar alma erkini kendi çıkarları ya da iktidarını pekiştirmek için kullanan İK bölümlerinin / çalışanlarının uzun süreli başarılı olması olası değildir.
Plazalarda haftasonunu geçirip, kitlelerden kaçan, havuz başında mojito içerken Sarıyer sahilden denize girenlere tiksintiyle bakan, kapıda güvenlik görevlisini görmezden gelip Genel Müdüre 32 diş gösterenden İK'cı olamaz.



Özgeçmiş Nasıl Hazırlanır | Ücretsiz Danışmanlık


Malum, Türkçe yayın yapan İnsan Kaynakları siteleri sınırlı. Bunlar da kuruluş amaçları olan ticari nedenlerle haklı olarak uygulamadan daha çok, kağıt üzerindeki bilgileri vermekle yetiniyorlar. Herhangi bir İnsan Kaynakları kitabında yer alan makalelerden öteye gitmiyor verdikleri bilgiler. İster bir İK profesyoneli olun, ister iş arayan genç bir aday. 'Ama ben bunu nasıl uygulayacağım?' sorusunun cevabı pek çok kez havada kalıyor.

İşte Mandalina İK olarak bu tip bir sorunun cevabının vermek için gönüllü oluyoruz. İş / staj arayan ya da herhangi bir neden bir özgeçmiş hazırlama telaşında olan kişilere ücretsiz danışmanlık vermek niyetindeyiz.
Elbette teorik olarak bir CV / Özgeçmiş nasıl hazırlanır yazısını da önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız.

Ücretsiz CV Hazırlama hizmetinden faydalanmak için yapmanız gereken tek şey, taslak özgeçmişinizi mandalina.ik@gmail.com adresine, çalışmak istediğiniz sektör / alanı da belirterek yollamak. Elimizden geldiğince, bilgimiz, aklımız yettiğince sizin özgeçmişinizi etkinleştirmek için fikirler geliştireceğiz.


Bekliyoruz.

Başlarken

Neden İnsan Kaynakları?

Uzun zamandır aklımdaydı. Okunan, hedefleri olan, insanlarla paylaşımda, dahası etkileşimde bulunabileceğim bir blog oluşturmak. Nasıl oluşturulur, teknik özellikleri ne olmalıdır konuları beni aştığından bunları es geçtim. Ancak asıl soru ‘ne’ sorusuna karşılık gelecek içerik idi. Evet bir blog yapmaya niyetim vardı ama en doğru konu, sitenin içeriği ne olmalıydı?

DB fikir verdi. Neden İnsan Kaynakları hakkında yazmıyorsun sorusuyla. Mesleğin, severek yaptığın bir konu dedi. Haklıydı.

Yazmak da İK da bana hep zevk verdi. Her ikisine de tesadüfen başladığımı itiraf etmeliyim. Ancak şimdi iki sevdiğimi bir araya getiriyor ve İnsan Kaynakları alanında bir blog oluşturmaya başlıyorum.

Mandalina İK bir insan kaynakları bloğu. Mandalina İK'da insan kaynakları makaleleri, istatistikler, yöntem ve hesaplamaları konu alan yazıları, haberleri bulacaksınız. Ayrıca eğitim haberleri, eğitim duyuruları, araştırma sonuçlarına yer vermeye çalışacağım.

Neden Mandalina?

Bahçesinden evin kapısına kadar mandalina ağaçları olan bir Ege kasabasında yaşadım bir süre. Kardeşimle, ileride bir şirketimiz olursa adını mandalina koyarız diye düşünmüştük. Bir çocukluk hayali yani mandalina. Sevdiğim bir meyve olmasının ötesinde, eski anılarla anlam bulan bir sözcük.

Bu nedenle bu sitenin adı, uğraşısına çok fazla refere etmese de mandalina olacak.

Çok iddialı değilim. İşimden, gücümden zaman ve fırsat yarattığımda ilgilenebileceğim bu site ile. Ancak kafamda bazı amaçlar var. Bunları belirledim ve paylaşmak isterim.

İlkeler & Amaçlar

Mandalika İK ücretsiz olacak.

İnsan Kaynakları alanının doğru algılanması, bilinirliğinin artması, sevilmesi alanlarında okuyucularını etkilemeye çalışacak.

Yardımsever ve çözüm odaklı olacak.

Sıcak ve samimi olacak. Resmi dilden uzaklaşmaya, İK’nın ‘insan’ yönüne yaraşır doğallığa ulaşmaya çalışacak.

Mandalina İK Türkçe metinlerden oluşacak.

Paylaşıma açık olacak.

Boyundan büyük laflar etmeyecek, eğer haksız ise hatasını kabul edecek.